Uyuşturucu
Konu ile ilgili geniş bilgi almak için.
(Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu
Bağımlılığı İzleme Merkezi)
Web Sitesi :www.tubim.gov.tr tıklayın...
İsmi üzerine "uyuşturucu...".
Oysa vatanımızın, milletimizin ve ailelerinizin akıl ve
mantığıyla hareket eden berrak ve uyuşmamış beyinlere ihtiyacı
vardır.
Uyuşturucular; bugünümüzü ve yarınınızı karartan, sizi kendi
benliğinizden ve milli kültürünüzden koparan bir felakettir.
Benliğinden ve öz kültüründen kopmuşluk da sizi bunalıma ve
cemiyetin dışına iter. Bu itilmişlik ise bedeni varlığınızın yok
olmasına kadar gidebilir.
Merak ve özentiyle başlayan sigara içme, daha sonra gelen alkol
alışkanlığı ve bir üst derecesi olan bağımlılığı bataklığa
düşmenin habercisidir. İnsanı insanlığından alıkoyan bu
bataklıkta yaşamaksa alkolle birlikte cinsi sapıklığı, fuhşu,
uyuşturucu bağımlılığını, frengi ve çağımızın en korkunç
hastalığı olan AIDS'ı getirmesi kuvvetle muhtemeldir.
Biliniz ki, bu tür ortamların çoğunda ahlaki değerler
geçersizdir. Ahlakın geçersiz olduğu ortamlarda bütün değer
hükümleri tersine dönmüş, maddi ve manevi dengeler bozulmuş,
sorumluluklar yitirilmiştir. Siz bu ortamda ancak, uyuşturucu
tacirlerinin kazanç kapısı olursunuz.
Uzmanlarca yapılan araştırmalara göre; AIDS ile uyuşturucu
ortamlarının ve uyuşturucu kullanımı arasında doğrudan veya
dolaylı bir ilişki mevcuttur.
Büyük çoğunlukla siz gençlerin kullanımına sunulan, cazip
gösterilen uyuşturucu maddeler; AIDS'e çeşitli hastalıklara,
genç yaşta ölümlere sebep olmaktadır.
Doğru, dürüst ve çalışkan olmaya çalışın. Kendinize bir hedef
belirleyin. Enerjinizi o hedefe varmak için kullanın.
Herkesin bir zayıfı ve zayıf yanı mutlaka vardır. Önemli olan
bunu bilmek ve onun esiri olmamaktır.
Çocuklarınızı uyuşturucu kullanımına karşı korumak sizin en
büyük görevinizdir. Bu görevi yapmak, topluma ve geleceğinize
karşı sorumluluklarınızı yerine getirmeniz demektir.
İçki, uyuşturucu, kumar, şans oyunları, sapıklık, fuhuş, evden
kaçma, gibi faaliyetlerin tümünü besleyen, ortaya çıkaran ortama
uyuşturucu kültürü denir.
Yarınlarınızın bu ortama düşmemesi için; çocuklarınızın kimlerle
arkadaşlık yaptığını ve verdiğiniz paraları nerede
kullandıklarını iyi kontrol etmelisiniz.
Çocuklarınızı sigara ve alkolden uzak tutmalı, anları ikram
vasıtası olarak kullanmamalısınız.
Çocuklarınıza ahlak bakımından iyi örnek olmalısınız.
Çocuğunuzun kişilik kazanmasına yardımcı olup, onların
kendilerine güvenini sağlamalısınız.
Kuvvetli iradeye sahip olmaları için rehber olmalı, sizin
isteğiniz konularda başarılı olamaya bileceklerini düşünerek
başarılı olabilecekleri alanı bulmalarına yardımcı olmalısınız.
Çocuklarınızın meseleleriyle yakında ilgilenip, onlara yeterli
zaman ayırmalı, şefkat ve merhamet göstermelisiniz.
Çocuklarınızın baba şefkati ile otoritesini benliklerinde aynı
oranda hissetmelerini sağlayacak özen ve dikkati
göstermelisiniz.
Çocuklarınıza iyi bir terbiye vermelisiniz. Onları, mili ve
manevi konularda aydınlatmalısınız. Bu anlatımınız onların
uyuşturucudan uzak durmalarını sağlayacaktır.
Çocuklarınızın, uyuşturucu batağına yuvarlanmalarına vesile
olabilecek kötü örneklerin ve özendiricilerin yuvalandığı
birahane, meyhane, diskotek, kahvehane gibi yerlerden uzak
tutmalısınız.
Uyuşturucuya götüren sebeplerin başında gelen alkolden uzak
durmalarını ve bu kötü alışkanlığa düşmemelerini sağlamalısınız.
Bütün uğraşlarınıza rağmen uyuşturucunun pençesine düşen
çocuklarınızın kurtulmalarına destek olmalı, gerekli
tedavilerinin yapılması hususunda yardımcı olmalısınız.
Uyuşturucu kullanan çocuklarınızda, arkadaşlarını değiştirme,
sık sık geç kalmak; yalan söylemek, yeni yeni arkadaşlar
edinmek, aşırı para harcamak gibi bazı değişiklikler olacaktır.
Yorgunluk bitkinlik, sinirlilik gibi hallerinde uyuşturucu
kullanabileceklerinden şüphelenerek sebebini araştırmalısınız.
Uyuşturucu kullandığını tespit etmeniz halinde; önce kötü
arkadaş grubundan ayırmalı, uzman psikiyatr islerin önerileri
doğrultusunda tedavilerini sağlamalısınız.
Sevgili anne ve babalar..!
Biliyoruz, öğüt vermek kolay, ama siz gene de gayret
etmelisiniz... Önce çocuklarınız üzerinde şefkat ve merhamete
dayalı otorite kurmalısınız. Daha sonra da çevrenizde olanlarla
ilgilenmelisiniz. Çevrenizdeki bu tür olayları gördüğünüzde
mutlaka 155 POLİS İMDAT telefonuna
bildirmelisiniz.
ÇOCUK VE GENCE ÖRNEK OLMA
Çocukların hergün karşı karşıya kaldıkları anne baba tutum,
davranış ve ilişki biçimlerinin; onların eğitiminde çok önemli
bir rol oynadığı bilinmektedir. Aile ilişkileri, çocuklar için,
davranış biçimleri ve insan ilişkilerinin öğrenildiği bir sahne
oluşturmaktadır. Madde kullanım konusunda da, benzer mekanizma
işlenmekte olup; çocuklar, anne babanın maddeler konusundaki
tutum ve davranışlarını gözlemlemekte ve benzer şeyleri
uygulamaktadır.
Toplumda, anne baba başta olmak üzere, öğretmenler ve diğer
etkili yetişkinlerin madde kullanımı konusundaki tutum ve
davranışları; çocuk ve gençler için çoğu kez kavram karmaşası
yaratmaktadır. Çocuk ve gençler, zararlı etkisi kesin olarak
kanıtlanmış olan sigara ve alkol gibi maddelerin, neden
erişkinler tarafından kullanıldıklarını tam olarak
kavrayamamakta; kendilerinin de bu ve buna benzer maddeleri
kullanabileceği düşüncesi oluşmaktadır. Anne babalar, her ne
kadar, çocuk ve gençleri bağımlılık yapan maddeler konusunda
uyarsa da; kendi sergiledikleri davranış modelleri, mantıklı
uyarılarından çok daha etkin olmaktadır.
Bu nedenle, anne babaların, kendilerinin kullanımı konusundaki
tutum ve davranışlarının nasıl olduğunu irdelemeleri gerekir.
Örneğin alkol, sigara, ilaç kullanımı konularında bu maddeleri
kullanma nedenleri, sıklıkları, bu maddelere gereksinimleri,
kullanıp-bırakma paternleri, bu alandaki güçlülük ve
zayıflıkları gibi özelliklerin hepsi önem taşımaktadır.
Çocuklar, anne babanın davranışlarını görerek öğrenir,
anne-babanın birbirlerine olan tutum ve davranışlarını da
kendilerine örnek alır, sorunların çözümünde anne babanın
davranışlarını kopya ederler.
AİLE İÇİ EĞİTİM
Eşler arasındaki ilişkilerin her zaman çok pürüzsüz olması
beklenemez. Zaman zaman sürtüşme, anlaşmazlık ve tartışmalar da
olması doğaldır. Önemli olan, anlaşmazlıklar karşısında, eşlerin
olaya yaklaşımları, birbirlerine karşı davranışları ve çözüme
ulaşmada izlenen yolların nasıl olduğudur.
Anlaşmazlıklarda eşlerin karşılıklı oturup konuşabilmesi, her
iki tarafın da kabullenebileceği bir çözüm yolu bulabilme
becerisi önem taşımaktadır. Hiç sorun yokmuş casına olayları
görmezden gelip sahte bir uyum içinde yaşıyor olmak, hep birinin
boyun eğmek zorunda sağlıksız bir ilişki biçimini sürdürmek,
sorunların çözümünde çocuklara sarılmak ya da çatışmayı onların
üzerine yansıtmak sağlıksız iletişim modelleridir.
Çocukların eğitiminde eşlerin beklentileri, istekleri, rolleri,
sorumlulukları, yönlendirmeleri, eğitime yaklaşım biçimleri
kuşkusuz birbiriyle tümüyle aynı paralelde olmayabilir. Ancak,
temel konulardaki eğitim anlayışında, tutarlı ve uyumlu bir
birlikteliğin sağlanması çocuklar adına önem taşımaktadır.
ÖZGÜR, BAĞIMSIZ, SORUMLU, SINIRLARINI BİLEN, GÜVENLİ
ÇOCUK YETİŞTİRME
Madde bağımlılığı tehlikesi ile ilgili olarak anne babaların
bilmesi gereken önemli özelliklerden biri; çocukları ve gençleri
bağımsız olarak yetiştirebilmenin, onları madde bağımlılığından
uzak tutabilecek en önemli etkenlerden biri olduğudur.
Maddeler, ancak kullanıldığında bağımlılık yaratırlar.
Bağımlılık yapan maddelerin tümü ortadan kaldırılması mümkün
olmayacağına göre; kişinin bu maddeleri kullanmama gücünün
gelişmiş olması en temel özellik gibi görünmektedir. Kişinin
madde kullanması için, maddeye hayır deme gücünün olmaması ve
madde kullanımı konusunda önceden istekli olması gerekir. Bir
başka deyişle, maddeye hayır diyemeyen ve kendisiyle ilgili
sorumluluk duygusu yeterince gelişmemiş olan kişilerde maddeye
alışma tehlikesi çok daha fazla olduğu söylenebilir.
Çocuklara sorumluluk duygusunu verebilmek, onları madde
bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli unsurdur.
Çocukları bağımsız olarak yetiştirmenin ne olduğu; onlara güven
ve bağımsızlık duygusunu kazandıran bir eğitim yaklaşımının
nasıl olacağı soruları hep akla gelmektedir.
Bunu anlayabilmek için, çocukların, kendilerine özgübir özgürlük
ve serbestlikleri olması; ancak her şeyde olduğu gibi, bu
özgürlüğünde sınırlarının iyi tanımlanması gerektiği
bilinmelidir.
Çocukların kendilerine güvenebilmeleri, kişilik sahibi
olabilmeleri için yalnız başlarına, anne-babasız hareket
edebilecekleri alanlara gereksim bulunmaktadır. Anne-babaya
düşen görev, çocuklarına bu serbest alanda yol göstermek; ancak
bu serbestliğin sınırlarını da açık olarak belirlemektir.
Bu nedenle; çocukların belirli konularda; yaşlarına uygun olarak
ve kendi başlarına serbest hareket edebilmeleri, onların kendi
davranışlarını kontrol edebilmeleri için çok önemlidir.
Çocuk kendi başına bir karar verdiğinde; bu kararın kendi yaşamı
üzerindeki etkileri konusunda bir sorumluluk alacak ve belli
oranda bir riske girecektir. Bu risk ona ağır gelse bile,
sonuçta kendisine bazı deneyimler kazandıracaktır. Kendi verdiği
kararlar sonucu çocuğun olumlu şeyler elde etmesi, ona verdiği
kararın doğru olduğunu öğrenecek; olumsuz şeyler yaşaması ise,
bu deneyimin ona daha sonraki denemeler için katkıda bulunmasına
sağlayacaktır. Bu deneyimler sonuçta, çocukta güven ve
sorumluluk duygusunun gelişmesinde önemli adımlar olarak
düşünülmektedir.
Bağımsızlık ve kişisel sorumluluk ancak uzun zaman süreci
içinde, yavaş yavaş ve alıştırmalarla verilebilir.
Hangi yaşta olursa olsun, herkesin belirli sınırlara gereksinimi
vardır.
Hem toplumsal yaşantıda uyumlu olabilmek, hem kişisel iç huzuru
ve dengeyi sağlayabilmek için; kişinin belirli sınırlarının
olmasına gerek vardır. Bu sınırlar, kişisel bütünlüğü
koruyabilmek ve başkalarıyla iletişimde açık ve net olabilmek
için de gereklidir. Bu sınırlar aynı zamanda, kişinin kendini
hangi alanlarda ve nereye kadar geliştirebileceğinin da bir
ölçüsü gibi düşünülebilir. Çocukların sınırları, önce anne baba
olmak üzere çevre ve toplum tarafından belirlenmektedir. Aile,
okul, meslek eğitimi, maddi durum, ev durumu gibi aileye değişen
etkenler yanı sıra; alienin çocuk yetiştirme biçimleri, tüm
alanlarıyla eğitim ve öğretim, toplumdaki sosyal ve kültürel
değer yargıları da bu sınırların belirlenmesinde çok önem
taşıyan değişkenlerdir.
Çocukların sınırlarının nasıl ve ne oranda olması gerektiği aile
tarafından belirlenirken; kuşkusuz, çocuğun kendinden getirdiği
yaratılış özellikleri de bunda etkili olmaktadır.
Daha bebeklikten başlayan bu sınırlar, çocuğun gereksinimleri ve
ailenin tutumuna göre, her yaş için farklı düzey ve biçimde
olmak üzere yeniden ayarlanmalıdır.
Çocuk ve gencin sınırları; "esnek ama gevşek değil", "belirli
ama katı değil", " tutarlı ama değişmez değil", "yaptırımı olan
ama zorlayıcı değil" nitelikte olmalıdır. Kuşkusuz, bu
sınırların belirlenmesine, çocuk ve gencin gereksinimleri,
beklentileri, dilekleri de önemsenmeli; gelişen topluma göre
güncel değerler göz önüne alınmalı; çocuk ve gencin de bu
oluşumda payının olmasına dikkat edilmelidir.
Çocuğa belirlenen sınırların çok geniş ve gevşek olması; bir
anlamda "sınır olmaması" anlamına gelmektedir. Bu durumda çocuk
ve genç, gerçek yaşamda neyi, ne zaman, nerede, nasıl yapacağını
öğrenmemekte; davranışlarını ayarlama ve kontrol edebilmeyi
becerememekte; gerçek yaşamdaki ilişkileri tam anlamıyla
kavrayamamakta; insanlarla ve toplumla olan ilişkilerini
ayarlayamamakta; kendi sınırlarının nerede bittiği ve
başkalarının özğürlüğünün nerede başladığını kestirememekte;
sosyal uyum ve iletişimde ciddi sorunlarla karşı karşıya
kalmaktadır.
Bunun tersine, çocuğa gereksiz engellemeler ve yasaklardan
oluşan bir sınır belirlenmesi; "çocuğun kişiliğinin aşırı
sınırlanması" demektir. Bu durum, çocuk ve gencin yaşam
becerilerinin gelişmesinde engelleyici rol oynamakta;
güvensizlik, karamsarlık ve kuşku duyguları ve bunların neden
olduğu yeni psikososyal sorunlara yol açmaktadır.
Sınır ve sorumlulukların kesin olarak belirlenmediği, anne baba
arasında belirgin tutum farklılıkları olduğu, aynı konuda farlı
zamanlarda farklı sınırların söz konusu olduğu durumlar;
"belirsizlik, tutarsızlık ve güvenilmezlik" olarak
değerlendirilmektedir. Böyle bir durumda, çocuk ve genci, kendi
davranışlarını ayarlama, karar verme ve sorumluluk almada sorun
yaşamasına neden olacaktır.
Anne babalar için önemli cümleler:
Çocuk ve genç,
Duygusal açıdan
Sevgi, ilgi,
yakınlık,
onaylama,
Saygı görme,
önem verilme,
Övgü alma,
cesaretlendirme,
kendini özgürce anlatabilme,
Belli sınırlar içinde bağımsız davranabilme,
Sağlıklı bir ortamda büyüyüp gelişme,
Uygun biçimde eğitilme,
Umut ve beklentilerinin desteklenmesini ister.
Çocuk ve genç
Anne baba davranışlarını görerek öğrenir,
Anne babayı kendine örnek alıp taklit eder,
Anne babanın birbirlerine karşı davranışlarını gözler,
Sorun çözümünde anne babadan gördüklerini yapar.
Çocuk ve genç,
Anne babanın ona zaman ayırmasına gereksinim duyar,
Ailede olumsuz ilişkiler varsa onarılmasını ister,
Sorumlulukları üstlenmede yol gösterilme ve destek arar.
Çocuk ve genç,
Çocuk ve gence sorumluluk duygusunu verilmelidir,
Çünkü, sorumluluk duygusu madde bağımlılığından uzak
olabilmedeönemli bir unsurdur.
Anne babanın, çocuk eğitiminde unutmaması gereken bazı cümleler,
madde kullanımı konusunda da geçerli olup; yaklaşımın da dikkate
alınmaları gereken bazı cümleler vardır
Tedaviye Yönlendirmede Temel YaklaşımlarAlkol/Madde
kullanan kişi, sorunun varlığını inkar etme eğilimindedir.Bir
şey söylemek yerine, aktif biçimde çok iyi dinlemek
Alkol/Maddenin, kişinin yaşamı üzerindeki olumsuz etkilerinin
neler olduğunu farketmesini sağlamak,Tartışmadan
kaçınmak,Yargılamamak,Kendine güvenmesini sağlamaya çalışmak,Onu
olduğu gibi kabul etmek, Alkol/Madde kullanımıyla ilgili
sorunların sorumluluğunu ona bırakmamak; kendi kararlarını
vermesini desteklemek.
ÇOCUK VE GENÇTE MADDE KULLANIMINI
DÜŞÜNDÜREN BELİRTİLER:
Ergenlik dönemi, puberte ile başladığı, gencin kendi ekonomik
bağımsızlığının kazandığı yaşlara kadar sürdüğü kabul edilen bir
gelişim dönemidir. Biyolojik, psikolojik ve ruhsal olarak hızlı
değişimlerin yaşandığı bu cağ; kendine özgü bazı özellikler
taşımaktadır. 10' lu yaşların başından, 20'li yaşların başı ya
da ortasına kadar uzayabilen bu dönemde; bir çocuğu yetişkin
hale gelmesi söz konusudur.
Her çocuk ve gencin kendine özgü biçimde yaşadığı bu dönemde,
bireysel ruhsal bağımsızlığın kazanılması, uygun ve tutarlı
akran ilişkilerinin kurulabilmesi, kimlik duygusunun
şekillenmesi, geleceğe yönelik planların oluşturulması, karşı
cinse ilişkin tutum ve davranışların tutarlı hale gelmesi, iş ve
meslek yolunun çizilmesi, aile ve toplum değer yargılarının
harmanlanıp kişinin kendine özgü bir değerler sistemi
oluşturulması, ekonomik bağımsızlın sağlanması, davranışlarının
sorumluluğunu üstlenir hale gelebilmesi gibi bir çok görev
beklenmektedir.
Ergenlik döneminin uzun zaman sürmesi yanısıra, ergenden
beklenen görevlerin çeşitliliği ve zorluğu; bu dönemde
ergenlerin bazı sorunlar yaşamasına yol açabilir. Bu dönemin
kendine özgü ruhsal ve davranışsal özellikleri, duygusal
çalkantıları, uyum güçlükler, kimlik sorunları,
bocalamaları,otoriteyle çatışmaları çoğu kez büyük sarsıntılara
neden olmaksızın çözülür. Ancak bazı ergenler için, bu
özellikler, ciddi ve ağır biçimde sorun yaşanmasına neden
olabilir. Madde kullanımı da bu ciddi sorunlar arasında
sayılmaktadır.
Ergenlik döneminin olağan gelişimsel çalkantılar arasında;
derslerdeki başarısında dalgalanmalar, aileyle çatışma ve aile
yaşamından uzaklaşma isteği, ruhsal yönden duygusal ve
davranışsal sorunlar gösterme, ilgi ve isteklerinde kararsızlık
ve değişkenlik, okul ya da meslek eğitimine ilişkin sorun ve
bocalamalar yerini değiştirme gibi önemli kararlar söz konusu
olabilir.
Çocuk ve gençlerde, madde bağımlılığının başlangıcını gösteren
kesin bir işaret yoktur. Ergenliğin olağan duygusal sorunları ya
da başka ruhsal bozuklukların da benzer belirtilere yol
açabileceği akılda tutulmalı; ancak, ergende madde kullanımı
kuşkusunu akla getirebilecek bazı ciddi davranış değişiklikleri
gözden kaçırılmamalıdır. Bu belirtilerin ciddiyetinin
değerlendirilmesi, başka ruhsal sorunlarla ayırıcı tanının
yapılması, çözüm önerileri ve tedavi yaklaşımı; madde kullanımı
konusunda özelleşmiş çocuk/ergen psikiyatristleri ve erişkin
psikiyatrislerinin görev ve sorumluluk alanı içindedir
Sevgili Gençler!
Sizin ve geleceğinizin en büyük düşmanı sigara, alkol ve
uyuşturucudur. Birahane, diskotek, meyhane ve benzeri mekanlar
uyuşturucu kullanımı ve dağıtımı için uygun mekanlardır. Bu
mekanlardan uzak durunuz. Merak için gitmek zorunda kalırsanız
bile dikkatli olunuz, tuzaklara düşmeyiniz.
Uyuşturucular, sizi milli ve manevi değerlerinizden koparır,
cemiyete uyum sağlayamayan kavgacı, sinirli ve uyumsuz insan
haline getirir. Bu da içinde yaşadığınız cemiyetten
soyutlanmanıza ve batağa iyice saplanmanıza sebep olur.
Düşünün! Sizler bizim geleceğimizsiniz. Büyük önder
ATATÜRK bile Cumhuriyeti ve İstikbali sizlere emanet etmedi mi?
Onu korumak ve kollamakla yükümlü kılınmışsınız. Pekii ! Bu
koruma ve kollama eylemini uyuşmuş beyinlerle yapmanız mümkün
mü? Cemiyetten soyutlanmakla Cumhuriyeti korumanız ve kollamanız
mümkün mü?
Kötü örneklerin hayatlarına, parıltılı ve sahte yaşantılarına
aldanmayın. Onlar, Cumhuriyetin kollayıcısı olan sizleri bu
görevden alıkoymak için canla, başla çalışan düşmanlarınızdır.
Soğuk savaşın çirkin bir anlayışı olarak, sizleri önce
uyuşturucuya iten ortamları hazırlayarak dejenere edip, sonrada
öldürücü alışkanlıklarla imhaya yönelen guruplar mafya adı
altında örgütlenmiştir.
Sizin örnek aramaya, hele hele kötü örneklere sarılmanıza gerek
yoktur. Çünkü; Mustafa Kemal ATATÜRK gibi bir mürşidiniz (Yol
göstericiniz) vardır.
Ne Yapmalısınız?
Öncelikle uyuşturucu kullanımına yol açan ortamlardan uzak
durmalısınız.
Kötü örneklerden (İdoller) kaçınmalı, onların parıltılı ve
şaşalı yaşantılarına aldanmamalısınız.
Uyuşturucu kullanımına başlamanın en büyük sebeplerinden olan
deneme isteğinden kendinizi uzak tutmalısınız.
Size bedava uyuşturucu teklif eden "bir kere kullanmadan bir şey
olmaz" diyenlere kanmamalısınız.
Sorunlarınızın çözümü uyuşturucu kullanımıyla sağlanmaz.
Uyuşturucuya sığınmamalısınız.
Çevrenizdeki arkadaşlarınızda uyuşturucu kullanımına zemin
hazırlayan ortamlardan uzak tutmalısınız.
Enerjinizi milli ve manevi değerlere sosyal faaliyetlere
yönetmelisiniz.
Model şahsiyetlerin bozukluğunu aklınızdan çıkarmamalısınız.
Sevgili Gençler!
Sevincinizi, üzüntülerinizi aileniz büyükleriyle paylaşınız.
Sizin en yakın dostunuz sizin için her şeyini fedaya hazır aile
büyüklerinizdir. Onlara karşı dürüst olunuz. Onlardan hiçbir
şeyinizi gizlemeyiniz. Onlara güveniniz.
Problemlerinizi anlatınız, tek başına çözüm bulmaya kalkmayınız.
Onlar sizlerden daha deneyimlidir. Onlardan korkmayınız. Kimin
problemi yok ki? El birliğiyle her şey çözülür.
Uyuşturucu ÇÖZÜM değil ÇÖZÜMSÜZLÜKTÜR